Copy

#19

Güzel insan umarım her şey yolundadır. 
2 hafta önce paylaştığım mailde askerlik deneyimimden söz etmiştim ve en büyük kazanımım sahip olduğum şeylere şükretmek demiştim.
En önemli konuyu atlamışız: Sağlık.
Geçen hafta mide rahatsızlığından 3 gün evden çıkamadım. 5 MADDE paylaşımında da bulunamadım.
Çok şükür artık iyileştim.

Kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Keyifli okumalar, dinlemeler, izlemeler. 🤓
 
Ryan Holiday'in "Tell Me Who You Spend Time With and I Will Tell You Who You Are" başlıklı yazısını 2 sene önce Türkçe'ye çevirmiştim.
Bu yazı beni 5 KİŞİ Podcast'e başlamaya iten içeriklerden biriydi.
Şimdi de bu solo bölümle yazıyı dinleyebilirsin.

Yazıya şuradan ulaşabilirsin.

veya
Spotify'dan dinleyebilirsin.
Apple Podcast'ten dinleyebilirsin.
5kisi.com'dan dinleyebilirsin.
YENİ KUŞAKLARI ANLAMAK
Evrim Kuran
Evrim Kuran bir "kuşak araştırmacısı". Jenerasyonları araştırıyor, onlarla ilgili konuşmalar yapıyor, şirketlere danışmanlık veriyor. Adını çok duyuyordum ama içeriklerini tüketme fırsatı bulamamıştım. Geçtiğimiz hafta "Yeni Kuşakları Anlamak" isimli TEDx konuşmasını izledim ve Nilay Örnek'in "Nasıl Olunur?" podcastindeki bölümünü dinledim.

İzlemekten, dinlemekten çok keyif aldım. 5 KİŞİ Podcast'te de kendisini ağırlamayı çok istiyorum. Yakın zamanda planlamayı umuyorum. 
Görsele tıklayarak konuşmayı izleyebilirsin.
Spotify'dan dinleyebilirsin.
Benim hoşuma giden neydi? 

Evrim Kuran konuşmasının başlarında tarih boyunca üst jenerasyonların alttan gelen jenerasyonlardan hep şikayet ettiğinden söz ediyor ve alıntılar yapıyor. 

En son konuyu "Dünün yargılarıyla bugünü yargılamak" konusuna getiriyor.
Şu an ne oluyor?
X jenerasyonu, Y jenerasyonunu yargılıyor.
Özellikle de sabırsızlıktan, bağlılık probleminden şikayet ediyorlar. 

Evrim Kuran hem konuşmasında hem de podcastte Y jenerasyonun doğru anlaşılmadığından ve bunun sonucu olarak da sevilmediğinden söz ediyor. 
Tam olarak "Bu ülke gençlerini sevmiyor. Gençlerine inanmıyor" diyor. 

Annelerimiz babalarımız düzenli bir gelirin ve dengeli bir hayatın peşindeydi, ana motiviasyonları geleceklerini garanti altına alabilmekti. Ve bu yolda attıkları her adım da onları ziyadesiyle tatmin ediyordu. 

Bizim jenerasyonumuz farklı bir arayışta, farklı bir şeyin mücadelesini veriyor. 
Bizde ana konu "ANLAM".
Ben kimim?
Varoluş amacım ne?
Dünya'nın neye ihtiyacı var?
Benim dünyadaki rolüm ne, buraya ne katabilirim ve etki yaratabilirim?
gibi soruların cevaplarını arıyoruz. 

İş yaşam dengesinden çok, işimiz de yaşamımız da bir olsun, her an kendimiz olabilelim, kendimizi yaşayabilelim istiyoruz. 

Ben bu arayışı, bu mücadeleyi çok kıymetli buluyorum.
Kendi nedenini arayan, kendi değerlerini yaşayan insanların daha mutlu, daha huzurlu, daha saygın, daha üretken olacağını düşünüyorum. 

Belki de Y jenerasyonu, kariyer olarak böyle bir hayat yaşamayı norm haline getirecek jenerasyon olacak. 

İşte böyle kutlu bir mücadeleyi veren bir jenerasyon olacağız .....
Sonra da "Biz bu mücadeleleri verdik, bu hayatı mümkün kıldık, şu Z jenerasyonunun kendini bilmez hareketlerine bakın." diye alttan gelenlere 💩 atarız. 

İklim krizi her gün başka bir yüzünü bize gösterirken ve dünyadaki zenginliğin yaklaşık yarısı en zengin %1’in elinde toplanmışken, iklim ve refah krizinin bariz kanıtları, insanları alternatif yollar düşünmeye teşvik ediyor. 

Oxford üniversitesi ekonomisti Kate Raworth’un dünyada büyük ilgi gören önemli kitabı, “21. Yüzyıl İktisatçısı Gibi Düşünmenin Yedi Yolu: Simit Ekonomisi” bu çok katmanlı ve karmaşık konulara yeni bir iktisadi düşüncenin gelmesini savunuyor. 

Raworth, ekonomistlerin her şeyin yanıtını GSYH ile ölçüyor olmasını eleştiriyor. Ekonomistlere göre önemli olan tek parametre ekonomideki büyümedir. Bu yüzden toplumdaki bireyler arasındaki ekonomik dengesizliği en çok bilenler olarak, konuya dikkat çekmek yerine %1’lik zengin kısmın varlıklarını daha da geliştirmesini toplumun ilerlemesi olarak gösteriyorlar. Raworth kitabında bu durumu şöyle yorumluyor:

“Fiziksel olarak sonlu bir gezegende 

sonsuz ekonomik büyümeye inanan kişi ya delidir ya da bir ekonomist.”

Ekonomik büyüme ve ölçüsü GSYH yerine önerdiği metafor; simit. Simit ekonomisi, kulağa biraz ciddiyetten uzak bir isim gibi gelse de, bu kavram aslında 21. yüzyılın ekolojik ve sosyal zorluklarına karşı yeni bir iktisat önerisi ve ciddi bir zihniyet değişikliği barındırıyor. 

Simit ekonomisi, ekonominin bir tavan ve taban tarafından sınırlandırıldığını savunmakta. Buradaki taban, hiç kimsenin altına düşmemesi gereken bir sosyal refah düzeyidir. Ekonomi, minimumda her vatandaşını bu sınırın üstünde tutabilecek kadar büyük olmalıdır. Tavan ise ekolojiktir ve gezegenin sınırlarını ifade eder. Doğal kaynakların tüketilmesi ve üretim-tüketim sonucu ortaya çıkan kirlilik, bu sınırları aşmaya başladıkça, bugün olduğu gibi ekolojik krizlerle karşı karşıya kalınacağını vurguluyor. Görselde gözüken kırmızı alanlarsa şimdiden sınırları aştığımız alanları simgeliyor. 

Kate Raworth’a göre bu eşitsiz tabloya şahit olan ilk nesiliz ve belki de bu durumu tersine çevirme şansı olan son nesiliz. 

Simit Ekonomisi ilgini çektiyse Kate Raworth’un TED 2018’de yayınlanan “Sağlıklı bir ekonomi; büyüme değil, gelişme üzerine kurulmalı” konuşmasını dinleyebilirsin.

Türkçe altyazılı izleyebilirsin. 
"BUNU YAPABİLECEK OLAN GELSİN ABİ.
GÜCÜ OLAN GELSİN."
Hatırlarsanız daha önceki bültenlerde tüm canlılarla, tüm insanlarla bağımız olduğundan söz etmiştim. (Hierocles Circle)

Bazen bu bağı çok derinden hissediyorum.
Bazen de gerçekten zorlanıyorum. Çok zorlanıyorum. 

Bir vatandaşımız Paris'e gitmiş. Eyfel Kulesi'nin önünde davul zurna eşliğinde pahalı bir şişe viskiyle elini yıkıyor, viskiyi saatine döküyor. :))))

Ve meydan okuyor. 

Takdiri sana bırakıyorum ...
Görsele tıklayarak izleyebilirsin. 
Yeni yılda bırakmaya karar verdiğim neyi hala bırakamadım?
Yeni yılda başlamaya karar verdiğim neye hala başlayamadım?
Lütfen Twitter'dan veya Instagram'dan benimle düşüncelerini, önerilerini paylaş. 

Sevgiler.

Eray
Beni Twitter'dan ve Instagram'dan takip edebilirsin.
@erayerdogn
Twitter
Link
Eğer bu mailleri almak istemiyorsan mail listesinden çıkabilirsin.






This email was sent to <<e-mail adresiniz>>
why did I get this?    unsubscribe from this list    update subscription preferences
5 KİŞİ · Bereketzade Mah. Hacı Ali Sok. No:13/4 · Beyoğlu · İstanbul 34421 · Turkey

Email Marketing Powered by Mailchimp